Isa Mesih Kimdir?

Kur’an’a göre İsa Mesih alışılagelmiş bir peygamberden çok daha fazlasıdır. Allah’ın Sözü’dür ve Allah’tan bir Ruh’tur (Nisa Suresi 4:171); bir bakireden doğmuş tertemiz bir oğlandır (Meryem Suresi 19:19-20); kör gözleri açma, abraşı iyileştirme, ölüyü diriltme ve hatta yaratma gücüne sahiptir (Âli İmran Suresi 3:49) ve Allah tarafından kendisine yükseltilmiştir (Âli İmran Suresi 3:55). Kıyamet Saati’nin işaretidir (Zühruf Suresi, 43:61), annesi Kur’an’da ismiyle anılan tek kadındır (Meryem Suresi 19:16) ve Allah’a en yakın konuma getirilerek yeryüzünde olduğu gibi ahirette de onurlandırılmıştır (Âli İmran 3:45). Bütün bunlar insanların İsa Mesih’ten etkilenmesinin nedenidir!

Kur’an’da İsa Mesih’e Atfedilen Sıfatlar
There are seventeen attributes in the Qur’an that have not been given to any person or prophet in any era except to Jesus Christ (His peace be upon us). These attributes are:

1 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) was born of a virgin distinct from all human beings and all the prophets without exception. Mary said to the angel, “She said, ‘How can I have a son, when no man has touched me, and I was never unchaste?’” (Maryam 19:20).

2 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) alone was given the title Messiah (Al-Masih): “Al-Masih, Isa, the son of Mary…” (Al-Nisa 4: 171).

3 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) is the Only One who is called the Word of God, which means the right expression of the True God, the Word of God is Eternal: “…The Messiah, Jesus, the son of Mary, is the Messenger of God, and His Word that He conveyed to Mary …” (Nisa 4: 171 and Amran 3: 45).

4 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) is the Only called the Spirit of God in the sense of emergence, so He did not need the birth of sexual intercourse like the rest of the people: “… The Messiah, Jesus, the son of Mary, is the Messenger of God, and His Word that He conveyed to Mary, and a Spirit from Him…” (Al-Nisa 4: 171).

5 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) alone spoke in the cradle, “Say, ‘Whether you conceal what is in your hearts, or disclose it, God knows it.’ He knows everything in the heavens and the earth. God is Powerful over everything. On the Day when every soul finds all the good it has done presented. And as for the evil it has done, it will wish there were a great distance between them. God cautions you of Himself. God is Kind towards the servants.” (Maryam 19: 29-30). The Qur’an tells us that Christ did not need anyone to teach Him anything, not even speech, “And He will teach him the Scripture and wisdom, and the Tawrat and the Injil” (Al-Imran 3:48).

6 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) alone is distinguished from all the prophets by being without sin. All the prophets’ sins are mentioned in the Qur’an, but not Christ’s. “The Angels said, “O Mary, God gives you good news of a Word from Him. His name is the Messiah, Jesus, son of Mary, well-esteemed in this world and the next, and one of the nearest.” (Al-Imran 3: 45).

7 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) is the Only one who is blessed where He goes “and made me blessed where I was and recommended me to pray and Zakat as long as you alive” (Mary 19:31).

8 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) alone is distinguished from all creation: “A messenger to the Children of Israel: ‘I have come to you with a sign from your Lord. I make for you out of clay the figure of a bird; then I breathe into it, and it becomes a bird by God’s leave’” (Al – Imran 3: 49).

9 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) alone was able to do the miracles that could not be done by others: “And I heal the blind and the leprous” (Al-Imran 3: 49).

10 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) alone was able to raise the dead: “and I revive the dead, by God’s leave” (Al-Imran 3: 49 and Table 5 110).

11 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) alone knows the secrets of the unseen, “And I inform you concerning what you eat, and what you store in your homes. In that is a sign for you, if you are believers” (Al – Imran 3: 49).

12 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) alone exchanged the responsibility of authority with God, “…And I was a witness over them while I was among them; but when You took me to Yourself, You became the Watcher over them—You are Witness over everything” (Table 5: 117).

13 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) alone became a Sign to people and Mercy of God, “Thus said your Lord, `It is easy for Me, and We will make him a sign for humanity, and a mercy from Us. It is a matter already decided’” (Maryam 19:21).

14- Isa Al-Masih (His peace be upon us) alone prophesied of his death and resurrection from the dead: “So Peace is upon me the day I was born, and the day I die, and the Day I get resurrected alive” (Maryam 19:33).

15 – Isa Al-Masih (His peace be upon us) alone can give His followers a high position and confirmation of the Day of Resurrection: “God said, ‘O Jesus, I am terminating your life, and raising you to Me, and clearing you of those who disbelieve. And I will make those who follow you superior to those who disbelieve, until the Day of Resurrection. Then to Me is your return; then I will judge between you regarding what you were disputing’” (Al-Imran 3:55).

16 - Bir tek İsa Mesih (esenliği üzerimize olsun), kıyamet saatinin işaretidir: “Hiç kuşkusuz o, kıyamet saati için bir bilgidir. O halde sakın o saat hakkında şüpheye düşmeyin; bana uyun. Dosdoğru yol budur.” (Zühruf Suresi 43:61) Yaşayanı ve ölüyü yargılamaya dünyaya gelecek olan Yargıç, yalnız İsa Mesih olacaktır. Hakikat, Hadis tarafından teyit edilmiştir. “Meryem’in Oğlu, Adil Yargıç olarak gökten ininceye kadar kıyamet saati gelmeyecek.”

17 - Bir tek İsa Mesih (esenliği üzerimize olsun), Kutsal Ruh tarafından desteklenmiştir: “Ey Meryem’in oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudüs’le desteklemiştim…” (Mâide Suresi 5:110)

İsa Mesih Adil ve Kutsaldır
Kur’an’da şöyle der (3:46): “… Barışa/hayra yönelik iş yapanlardandır.” İsa Mesih, Kur’an’da günahı olmayan tek peygamberdir! Bakireden doğması da O’nun temizliğini/saflığını gösterir (Âli İmran Suresi 3:47).

Kutsal İncil ayrıca İsa Mesih’in kusursuz olduğunu da söyler. İncil’de, Elçilerin İşleri 3:14’te İsa “Kutsal ve Adil Olan” olarak adlandırılır. Markos 1:23-25’te İsa, kötü ruha tutulmuş bir adamla karşılaşır. Adam İsa’ya, “Tanrı’nın Kutsalı” diye seslenir.

İsa Mesih, Mesihtir
Âli İmran 3:45 bize İsa’nın Mesih olduğunu söyler. Hem bugün hem de ebediyen O’na en yüksek paye verilmiştir. Kur’an’da “Mesih” ifadesi en az dokuz yerde geçer.

Kutsal İncil, İsa’yı Mesih ya da Yunanca “Christ” olarak kabul eder. İsa’nın havarilerinden biri olan Andreas, kardeşi Petrus’a, “Biz Mesih’i bulduk,” dedi (İncil, Yuhanna 1:41).

İsa Mesih Ölüm Üzerinde Güç Sahibidir
Âli İmran Suresi 3:49: “Onu Beniisrail’e şöyle konuşan bir resul yapacak: ‘Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim… ölüleri Allah’ın izniyle diriltirim… Eğer inananlarsanız, bunda sizin için tam bir mucize vardır.’”

İsa Mesih ölmüş insanları hayata döndürüyordu! Kutsal İncil, bununla ilgili bazı kesin ve açık kayıtlar verir. Bunlardan biri, Markos 5:21-42’de bulunur!

İsa Mesih’in Bakireden Doğumu
Kutsal Kitap, İsa’nın bakire bir kadın olan Meryem’in rahmine düşüşünü, bu benzersiz olayı yedi yüzyıl öncesine ait bir kehanetin gerçekleşmesi olarak yazar. Bunu görmek için Yeşaya 7:14, Luka 1:26-31 ve Matta 1:18-21’e bakabilirsiniz.

Kur’an da Meryem’in görümünden ve İsa’nın bakireden doğumundan iki bölümde bahseder. Bu bölümler Âli İmran Suresi 3:45-47 ve Meryem Suresi 19:16-22’de görülebilir. Daha önce başka hiçbir insana bu şekilde gebe kalınmadığı için, şayet birisi İsa’nın neden böyle benzersiz bir yoldan dünyaya geldiğini soracak olursa, Kur’an’da cevabı açık bir şekilde verilmiştir. Meryem, İsa’ya özel bir yoldan gebe kalacaktı çünkü oğluyla ilgili benzersiz ve özel bir şey olacaktı. Müslümanların kitabında, İsa’ya sürekli “ibn Meryem”, yani “Meryem oğlu” sıfatı verilerek bakireden doğum konusuna ısrarla vurgu yapılır. Kur’an’da başka hiçbir kadın adıyla anılmaz. Âli İmran Suresi 3:42’de de belirtildiği gibi başka hiçbir kadın bu şekilde yüceltilmez: “Ey Meryem, Allah seni seçti. Seni tertemiz kıldı ve seni âlemlerin kadınları üstüne yüceltti.” Kur’an’da Meryem neden yüceltilir? Çünkü İsa’nın annesidir, çünkü insanların en yücesine annelik etmiştir.

Bu neden önemlidir? İsa’nın kim olduğunu Kur’an’da araştırmaya devam ettikçe O’nun Tanrı’nın Oğlu olması gerektiğini göreceğiz.

Mesih’in Anlamı
The term “Al-Masih”is used eleven times in the Qur’an in reference to Isa.  Many people simply understand this term to mean “anointed one”.  It comes from the Arabic root “msh” which means “to anoint”. In the Arabic language there is a different word for “anointed one” which is “mamsuh”.  Arabic words follow a specific pattern.  By adding vowels to the root word the grammatical structure and the meaning will be changed.  When we look at the grammatical structure of “masih”, it’s obvious that it means “most anointed” or “anointed to a high degree, to the point that this anointing is an inherent and permanent quality”.  There is a lot of similarity between Arabic and Hebrew languages, the word “Al-Masih”, the suffix   “al” in both languages makes a difference, it gives reference to “specific” Masih, “Al” refers to someone who is previously known, previously referred to or one in a class of his own.

The meaning of “Al-Masih” is significant when we recognize that Isa Al-Masih is the only one who was referred to in the Bible or the Qur’an as being “Al-Masih”. None of the other prophets are referred to by this title. It refers to the Anointed One (Al-Mamsuh).

Allah the Almighty promised King David that one of his descendants would be different from all other kings: “And it shall come to pass, when your days are ended that you must go to be with your fathers, that I will raise up your seed after you, who shall be of your sons; and I will establish his kingdom. He shall build me a house, and I will establish his throne forever. I will be his father, and he shall be my son: and I will not take my mercy away from him, as I took it from him that was before you: But I will settle him in my house and in my kingdom forever: and his throne shall be established for evermore” (Tawrat 1 Chronicles 17:11-14).

Nasıl bir kutsamadır bu? İsa Mesih neyle kutsanmıştı?
In the following verses will see what the Qur’an say about the identity of Isa Al-Masih.

In Al-Nisa 4:171, Al-Baqara 2:87 and Al-Maida 5:110 the Qur’an refers to “Spirit” in regard to Isa Al-Masih.

Al-Nisa 4:171, “O People of the Scripture! Do not exaggerate in your religion, and do not say about Allah except the truth. Al-Masih, Isa, the son of Mariam, is the Messenger of Allah, and His Word that He conveyed to Mary, and a Spirit from Him. So believe in Allah and His messengers, and do not say, “Three.” Refrain—it is better for you. Allah is only one God. Glory be to Him—that He should have a son. To Him belongs everything in the heavens and the earth, and Allah is a sufficient Protector.”

Al-Baqara 2:87, “We gave Moses the Scripture, and sent a succession of messengers after him. And We gave Isa son of Mary the clear proofs, and We supported him with the Holy Spirit. Is it that whenever a messenger comes to you with anything your souls do not desire, you grew arrogant, calling some impostors, and killing others?”

Al-Maida 5:110, “When Allah will say, “O Isa son of Mary, recall My favor upon you and upon your mother, how I supported you with the Holy Spirit. You spoke to the people from the crib, and in maturity. How I taught you the Scripture and wisdom, and the Torah and the Gospel. And recall that you molded from clay the shape of a bird, by My leave, and then you breathed into it, and it became a bird, by My leave. And you healed the blind and the leprous, by My leave; and you revived the dead, by My leave. And recall that I restrained the Children of Israel from you when you brought them the clear miracles. But those who disbelieved among them said, `This is nothing but obvious sorcery.’“

In order to understand the meaning of the Spirit, there is a need look at the books that came first, for the Qur’an advices, “If you are in doubt about what We revealed to you, ask those who read the Scripture before you. The truth has come to you from your Lord, so do not be of those who doubt.” (Yunus 10:94).

The Holy Injil describes how the angel Jibra`el spoke to Miriam, “The Holy Spirit will come upon you, and the power of the Most High will overshadow you. So the holy one to be born will be called the Son of God.” (Luke 1:35)

These Qur’anic verses state clearly that Isa was more than a prophet, if we looked carefully that His anointment with the Spirit is really equal to Him been supported and empowered by the Spirit. It is important to clear some misunderstandings, for some Muslims say “Spirit” refers to the breath of life that each person has (Qur’an 15:29; 32:9; 38:73), nor refers to Jibra`el (Qur’an 16:102).

Let’s us take a close look at what the Qur’an says in Al-Maida 5:110 concerning the strengthening or supporting with the Holy Spirit, this anointing of the Holy Spirit caused Al-Masih to do many miracles, “You spoke to the people from the crib, and in maturity. How I taught you the Scripture and wisdom, and the Torah and the Gospel. And recall that you molded from clay the shape of a bird, by My leave, and then you breathed into it, and it became a bird, by My leave. And you healed the blind and the leprous, by My leave; and you revived the dead, by My leave.”

Kutsal Kitap, İsa’nın vaftizi sırasında Kutsal Ruh tarafından nasıl mesh edildiğini anlatır: “Yahya’nın vaftiz çağrısından sonra Celile’den başlayarak bütün Yahudiye’de meydana gelen olayları, Tanrı’nın, Nasıralı İsa’yı nasıl Kutsal Ruh’la ve kudretle meshettiğini biliyorsunuz. İsa her yanı dolaşarak iyilik yapıyor, İblis’in baskısı altında olanların hepsini iyileştiriyordu. Çünkü Tanrı O’nunla birlikteydi.” (İncil, Elçilerin İşleri 10:37-38)

Al-Masih proclaimed the beginning of His ministry, “The Spirit of God is upon me, because he has anointed me to preach good news to the poor. He has sent me to proclaim freedom for the prisoners and recovery of sight for the blind, to release the oppressed, to proclaim the year of the Lord’s favor.” (Injil Luke 4:18-19)

Isa Al-Masih was anointed with the Spirit of God like no other man. If “Spirit of God” means the physical breath of life, as some Muslims teach, then any ordinary man should be able to do miracles.

The Holy Injil declares that “God is Spirit” (Injil John 4:24) and Isa is the Word “the Word was God” (Injil John 1:1), the eternal Word of Allah (Isa), possessed the divine spirit and nature and essence of Allah. This eternal Word that co-existed with God from eternity became flesh (Injil John 1:14).

İsa Mesih’in bir peygamber olduğuna inanmak yeterli midir? Sizce İsa Mesih kimdir?

İsa Mesih’in Benzersizliğinin Dolaylı Anlatımları
Hem Kutsal Kitap’ta hem de Kur’an’da İsa’nın benzersiz olduğu açıktır. Kur’an aşağıdakileri doğruladığına göre İsa’nın gerçekten özel bir yanı olmalıdır:

    • Bakireden doğmuştu
    • En yüksek mevkiye getirilmiş kadının oğluydu
    • günahsızdı
    • Tanrı’nın sağ yanında olmak üzere göğe yükseltildi
    • yeniden gelecekti
    • Mesih’ti
    • Tanrı’nın Sözü’ydü
    • Tanrı’nın Ruhu’na sahipti

Bütün bu özelliklerin kendisine atfedilmesinin nedeni yine İsa’nın kendisiydi. Normal bir üreme seyri içinde dünyaya gelmiş sıradan bir insan değildi. Evrenin oluşumundan önce gökyüzünde var olduğunu, hatta Şeytan’ın gökten düşüşüne tanık olduğunu öğretti (Luka 10:18).

Gökten indiğini (Yuhanna 6:62) ve Baba’dan çıkıp dünyaya geldiğini ve dünyadan ayrılıp Baba’ya döneceğini öğretti (Yuhanna 16:28).

Bu nedenle bakire bir kadından dünyaya gelmesi gerekiyordu. Dünyadaki yaşamından önce vardı, gökten dünyaya gelmişti ve insan suretine bürünmüştü. Bu nedenle hayata benzersiz bir başlangıç yapmıştı ve aynı şekilde yaşamı benzersiz bir yoldan sona erecekti. Gökten gelmişti ve oraya dönecekti. Yahudilere söyledikleri İsa’nın kendisiyle diğer bütün insanlar arasında keskin bir ayrım yaptığını gösteriyordu: “İsa onlara, ‘Siz aşağıdansınız, ben yukarıdanım’ dedi. ‘Siz bu dünyadansınız, ben bu dünyadan değilim.’” (Yuhanna 8:23)John 8:23).

İsa, kendisinden önce gelen bütün peygamberlerden farklı ve üstündür. Gerçekten de İsa bütün insanlardan daha büyüktür. Melek Cebrail bunun cevabını Meryem’e şöyle verir:

“O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek… Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek.” (Luka 1:32-35)
Tamam, bütün peygamberlerin bazı özellikleri vardı, ancak İsa’nın benzersizliğinin onun şahsına özel olduğunu görürüz. Bu noktada başka hiçbir peygamberle karşılaştırma yapmak söz konusu değildir. Dünyaya gelişini, hayatının sona erişini ve nihai yazgısını kapsayan bütün bu benzersiz özellikler yalnızca onda bulunur. İsa’nın bu benzersiz özellikleri –görüş birliğiyle– İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğunu destekler.

Müslüman dostlar, sizden kendi kutsal kitabınızın size İsa hakkında öğrettiklerini ciddi bir gözle değerlendirmenizi rica ediyoruz. Ve ayrıca dolaylı anlatımları da göz önünde bulundurun. Eğer İsa gerçekten de Tanrı’nın Oğlu’ysa, insanlık sadece onun varlığında Tanrı’yla uzlaşabilir. Göğün altında insanı kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur(Elçilerin İşleri 4:12).İyi haber şu ki,
Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi – öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun ((Yuhanna 3:16).).

İsa Mesih’in Günahsızlığı

Kutsal Kitap’a göre İsa, şimdiye kadar yaşamış olan bütünüyle günahsız tek insandır. Kitap, Adem’den bu yana bütün insanları günahın etkisi altında kalmış (Romalılar 3:9), günah işlemiş ve Tanrı’nın yüceliğinden mahrum kalmış olmakla suçlar (Romalılar 3:23). İsa hariç. 1. Petrus 2:22, 2. Korintliler 5:21 ve 1. Yuhanna 3:5 gibi sayısız bölümde İsa’nın günahsızlığını yazar.
Kur’an da İsa’nın günahsız olduğunu belirtir. Melek Cebrail, İsa’ya gebe kalacağını haber vermek için Meryem’e göründüğünde şöyle der:

Ben, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir oğlan bağışlamak için buradayım. (Meryem Suresi 19:19)

The words used in Arabic to describe him are ghulaaman-zakiyyan, “a most-holy boy.” The word zakiyya, meaning “blameless,” appears only twice in the Quran. The other occasion is in the story about Moses in which he met a young man who is described as being innocent. But in this case, the word was only referring to the young man’s innocence of any crime deserving of death, but in Isa’s case, the angel was describing his whole personality and character before he was even born. “Faultless” or “blameless” clearly means without sin. So the Quran confirms the biblical teaching that Jesus was the only sinless person who ever lived as the Quran nowhere describes anyone else in this way. On the contrary, the Quran acknowledges the sins of the other prophets and specifically refers to the sins of Adam (Sura 7:23), Abraham (26:82), Moses (28:16), Johan (37:142), and Muhammad (47:19, 48:2). In the case of Muhammad the Quran expressly commands him to ask forgiveness (wastaghfir) of his sins (dhanbika). The words used are employed throughout the Quran in the same context and there can be no doubt about their meaning, despite the subtle attempts of many Muslim commentators to reduce them to less imposing terms (such as to ask for “protection” from his “shortcomings”).

Hadis de İsa’nın günahsız olduğunu yazar. Muhammed de buna inanmıştır! Sahih-i Müslim’de şöyle der (Cilt 4, s. 1261):

Ebu Hureyre’den rivayetle Allah’ın Elçisi (sav) şöyle buyurmuştur: Şeytan, anası onu doğurduğu gün her Adem oğluna dokunur, Meryem’le oğlu hariç.

İsa neden günahsızdır? Kur’an’da bu konuyu ayrıntılı bir şekilde incelediğimizde bu sorunun tek mantıklı açıklamasının onun Tanrı’nın Oğlu olması olduğunu görebiliriz. İsa, Baba ve kendisinin bir olduğunu(Yuhanna 10:30)ve bu nedenle her zaman Baba’nın isteğini yerine getireceğini öğretir. Baba’dan bağımsız herhangi bir şey yaptığı takdirde artık O’nunla bir olmayacaktır. Daima Babasının mutlak isteğini yerine getiren biri günahkâr olamaz – çünkü Tanrı’nın Oğlu olarak o da mutlak surette kutsaldır ve her zaman Baba’yı hoşnut eden şey neyse onu yapar (Yuhanna 8:29).

İsa Mesih’in Göğe Yükselişi
Kutsal Kitap, ölümden dirilişinden sonra İsa’nın beden formunda göğe yükseldiğini öğretir. Elçilerin İşleri 1:9-11’i okuyun.Diğer bölümlerde Yeni Ahit, İsa’nın Tanrı’nın sağ tarafında oturduğunu(Koloseliler 3:1),Tanrı’nın onu bütün yönetim, hüküm, güç ve egemenliklerin çok üzerindeki göksel yerlerde sağ yanına oturttuğunu(Efesliler 1:21)ve İsa’nın başta geldiği yer olan göğe döneceğini öğrettiğini anlatır(Yuhanna 6:62, 16:28).).

Kur’an’da İsa’nın göğe yükselişini teyit eden tek açıklama, bütün dünyadaki Müslümanları İsa’nın bugüne kadar orada, Allah’ın huzurunda ve sağ olduğuna ikna etmeye yetmiştir. Sure şöyle der:

“Tam aksine, Allah onu kendisine yükseltti.” (Nisa Suresi 4:158)

Bu açıklama, Meryem’in oğlu İsa Mesih’i öldürdüğünü iddia eden Yahudilerin bu iddiasına karşı yapılır. Müslümanlar O’nun çarmıhtan kurtarıldığına ve ölmeden göğe alındığına inanır. Ayrıntılar farklı olsa bile Kur’an da, Kutsal Kitap da, İsa’nın bedeninin canlı olarak yeryüzünden gökyüzüne yükselişini öğretir. İsa’nın yazgısından bahseden tek Hadis’in istisnasız İsa’nın göğe alındığını kabul etmesi önemlidir.

Çeşitli Müslüman öğretileri İsa’nın dönüşünü ima eder. Sahih-i Müslim (1. Cilt, s. 93), Sahih-i Buhari (4. Cilt, s. 137), İbn Sa’d’ın Tabakat (Kitabü’t-Tabakati’l-Kebir, 1. Cilt, s. 47) gibi çeşitli Hadisler bunlar arasındadır. Kitab al-Tabaqat al-Kabir (Vol 1, pg. 47).

Peki, İsa’nın göğe yükselmesinin nedeni nedir? Bu neden O’nun bakireden doğumuna bağlanır. Göğe yükselir çünkü zaten oradan gelmiştir. Diğer insanlar gibi ölseydi/toprak olsaydı, hiçbir Hıristiyan O’nun Tanrı’nın biricik Oğlu olduğuna inanmazdı.

Kuran sıkça Tanrı’nın tahtından bahseder (Yûnus Suresi 10:4, A’raf Suresi 7:54, Ra’d Suresi 13:2, vs). Böylece, Tanrı’nın bütün kâinat üzerinde sürdüğü muazzam egemenliği ifade eder. Kutsal Kitap da aynı noktaya değinir ama İsa’nın benzersiz göğe yükselişini ve oradaki nihai yerini vurgulamak için, o dönemde kralların oğullarının tahtın varisi olarak babalarının yanında oturması gibi İsa’nın da Tanrı’nın sağ yanında oturduğunu söyler. Birçok bölümde bu açıkça ifade edilir:

Tanrı, Mesih’i ölümden diriltirken ve göksel yerlerde sağında oturturken O’nda üstün gücünü sergiler (Efesliler 1:20). (Ephesians 1:20).

Söylediklerimizin özü şudur: Göklerde, Yüce Olan’ın tahtının sağında oturan, böyle bir başkâhimiz vardır (İbraniler 8:1). (Hebrews 8:1).

İstefanos, infazından hemen önce göklerin açıldığını gördü ve İsa’nın Tanrı’nın sağ tarafında durduğunu gördüğünü açıkladı(Elçilerin İşleri 7:56).İsa da, kendisi nasıl galip gelerek Babasıyla birlikte O’nun tahtına oturduysa, galip gelen herkese sağında oturma hakkını vereceğini açıkladı(Vahiy 3:21).Kur’an, Tanrı’nın tahtından bahseder – göğe yükselişinden sonra İsa’nın hak ettiği yer, O’nun üzerinde oturan Tanrı’nın sağındadır.

Kur’an’da bir tek İsa, Mesih olarak adlandırılır. Başka hiçbir peygamber, resul ya da kâhine bu unvan verilmemiştir. Mesih, Arapça “al-Masih”tir. Kur’an, Nisa Suresi 4:171 de dahil, on bir farklı yerde İsa’ya bu unvanı verir. Bununla birlikte Kur’an, unvanı tanımlama çabasına girişmez. Bu nedenle, kelimenin anlamını bulmak için Yahudi ve Hıristiyan kutsal yazılarına başvurmak gerekir. Orada, Mesih ve Tanrı’nın Oğlu ifadelerinin eşanlamlı olduğunu görürüz!

Eski Ahit’te 300’den fazla kehanette Mesih’in (“Christ”) gelişinden bahsedilir. Mesih, Tanrı’nın diğer elçileri de dahil olmak üzere bütün insanlardan üstün bir insan olarak tanımlanır ve onun diğer bütün insanların ötesinde bir krallık, görkem, pırıltı ve mükemmelliğe sahip olacağı belirtilir. Aslında Mesih ilahi özelliklere sahip olacaktır. İsa’ya inanan Yahudiler Mesih ve Tanrı’nın Oğlu ifadelerini birbirinin yerine kullanır. Örneğin, İsa’nın ilk Yahudi takipçilerinden biri olan Petrus, “Sen, yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin,” demiştir (Matta 16:16). Natanel (Yuhanna 1:49), Markos (Markos 1:1) ve Marta (Yuhanna 11:27), Mesih ve Tanrı’nın Oğlu ifadelerini birbirinin yerine kullanan başkalarına örnektir. Yahudi Başkâhin Kayafa da Mesih ve Tanrı’nın Oğlu ifadelerini birlikte kullanmıştır. İsa, mahkemedeyken Kayafa, İsa’ya sordu: “Yaşayan Tanrı adına ant içmeni buyuruyorum, söyle bize, Tanrı’nın Oğlu Mesih sen misin?” (Matta 26:63)

Cinler bile onu bu şekilde tanıyordu. Onu ezelden beri Baba’dan gelen ebedi Oğul olarak biliyorlardı ve onlara gitmelerini buyurduğunda insan formundaki İsa’yı tanıdılar: “Birçoğunun içinden cinler de, ‘Sen Tanrı’nın Oğlu’sun!’ diye bağırarak çıkıyordu. Ne var ki, İsa onları azarladı, konuşmalarına izin vermedi. Çünkü kendisinin Mesih olduğunu biliyorlardı.” (Luka 4:41)

Nitekim Kur’an, İsa’nın Mesih olduğunu söyleyerek İsa’ya onun –Tanrı’nın Oğlu’nun ta kendisi– olduğunu işaret eden, aksi durumda inkâr etmekte zorlanacağı bir sıfat vermiştir.

Allah’ın Sözü Olarak İsa Mesih
Nisa Suresi 4:171’de İsa, “Allah’ın Sözü” olarak adlandırılır. Âli İmran Suresi 3:45’te, Meryem’e İsa’nın benzersiz şekilde rahmine düşüşünü bildiren melekler, Allah’ın onu “kendisinden bir Kelimeyle muştuladığını” söyler. Burada kullanılan ifade Arapça orijinalinde kelimetin minhu’dur.Parçaladığımızda kelime (söz), min (-den), hu (o) anlamına gelir. Buna dikkat edin – İsa, Tanrı’dan bir Kelime/Söz olarak adlandırılan , yaşamış tek insandır. Aynı unvana Hıristiyanların Kutsal Kitap’ında da başvurulur:

Kana batırılmış bir kaftan giymişti. Tanrı’nın Sözü adıyla anılır. (Vahiy 19:13)

Kur’an’da İsa’ya bir kez daha Kutsal Kitap’ta da ona verilen bir unvan verilmiştir. Bu da “Mesih” gibi son derece ayırt edici ve kayda değer bir unvandır. Bu unvanın iki belirgin özelliğini vurgulamak önemlidir. İsa’nın kendisi, gerçek varlığı içinde, Söz’dür. İkinci olarak, bu Söz’ün kaynağı Tanrı’dır. İki kitap da İsa’nın, diğer peygamberlerin yaptığı gibi Tanrı’nın sözünü ilettiğini ya da o sözün içinde bilgilendiğini veya onu somutlaştırdığını ve temsil ettiğini söylemez. İsa’nın açıkça Tanrı’dan bir Söz ya da Tanrı’nın SÖZÜ olduğu açıklanmıştır. Diğer peygamberler Tanrı’nın mesajlarını almıştır, oysa İsa, benzeri olmayan bir biçimde kendisi Tanrı’nın dünyaya mesajıdır!

İsa kişisinde onu, bugüne kadar başka hiçbir insanın olmadığı ya da hiçbir zaman olmayacağı bir biçimde, Tanrı’nın Sözü yapan bir yan olduğu açıktır. Bu unvanı anlamanın anahtarı, kaynak olarak tanrısal konumun vurgulanmasıdır. Söz, Tanrı’dandır. O kendisi Tanrı’nın insana tebliği ve vahyidir. İsa yalnızca Tanrı’nın sözünü getirmez; O, Tanrı’nın Sözü’dür.

Kur’an bu unvanı herhangi bir açıklama yapmadan İsa’ya atfettiğine göre nihai anlamını öğrenmek için Kutsal Kitap’a başvurmak zorundayız. Bu konunun daha ayrıntılı bir şekilde ele alındığı Yuhanna İncili’nin en başına gidelim:

Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. (Yuhanna 1:1-2)

Bu sözleri genişlettiğimizde ya da açımladığımızda, unvanın anlamına dair açık ve net bir resim elde ederiz. Başlangıçta, daha Tanrı yaratmaya başlamadan önce, Söz vardı. Yaratılmış düzenin parçası olmanın çok ötesinde Söz, Tanrı’nın krallığındaydı ve aslında Söz’ün doğası Tanrı’nın ta kendisiydi. Tanrı başta yaratılmış düzeni şekillendirmeye başladığında Söz ilahi düzenin içinde halihazırda mevcuttu. O, kendisi yaratılmamıştı ama diğer bütün her şey Tanrı tarafından onun aracılığıyla yaratıldı. O, tek başına Tanrı’nın Sözü ve bu nedenle Tanrı’yla yarattıkları arasındaki iletişimin nihani aracısı olduğu için hiçbir şey onun tarafından yaratılmaksızın meydana gelmedi.

İyi de, İsa neden Tanrı’nın Sözü’dür? İsa hangi yolla Tanrı’nın kendi içinde, insanlıkla benzersiz iletişimiydi? Yuhanna İncili’nin ilk sayfasında biraz daha aşağılara indiğimizde şu sözleri buluruz:

Söz, insan/beden olup aramızda yaşadı. O’nun yüceliğini –Baba’dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul’un yüceliğini– gördük. (Yuhanna 1:14)

Bu unvan, İsa’nın iki benzersiz yönünü işaret eder ve onu Tanrı’nın öteki peygamberlerinden ayırır:

İsa’nın her sözü, Tanrı’nın sözüydü. Ondan önce gelen peygamberlerin hepsi, Kutsal Ruh tarafından harekete geçirildiklerinde Tanrı’nın Sözü’nü konuştular, ancak genel iletişimde onların söylemleri tamamen kendilerine aitti. Müslümanlara –Muhammed’in Tanrı’nın sözü olarak aldığı ve ilettiği– Kur’an’ı, Muhammed’in ilham verici olan fakat Tanrı’dan gelmeyen hadislerinde kayıtlı öğretilerinden ayrı tutmaları öğretilir. Oysa İsa, ister topluluk karşısında vaaz verirken olsun ister özel sohbetlerde, her zaman Tanrı’nın sözünü konuşmuştur. Bunu da aşağıdaki örnekte olduğu gibi çeşitli vesilelerle teyit eder:

Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım. Beni gönderen Baba’nın kendisi ne söylemem ve konuşmam gerektiğini bana buyurdu. O’nun buyruğunun sonsuz yaşam olduğunu biliyorum. Bunun için ne söylüyorsam, Baba’nın bana söylediği gibi söylüyorum. (Yuhanna 12:49-50)

Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor. (Yuhanna 14:10)

İsa’nın kendisi Tanrı’nın insanlığa son mesajıdır. Tanrı’nın Sözü olarak İsa’nın kendisi Tanrı’nın insan ırkına son ve eksiksiz vahyidir. Bu bilgi takip eden ayette mükemmel şekilde ifade edilmiştir: Görünmez Tanrı’nın görünümü, bütün yaratılışın ilk doğanı O’dur. Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey –tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar– O’nda yaratıldı. Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratıldı. Her şeyden önce var olan O’dur ve her şey varlığını O’nda sürdürmektedir. (Koloseliler 1:15-17)

İsa’nın kendisi Tanrı’nın Sözü’dür. Bu nedenle Tanrı ve O’nun Sözü birbirinden bağımsız değildir. İnsan formundaki İsa, ilahi varlığın vücut bulmuş halidir. İsa, yaratılmış bir elçi değildi. O, Tanrı’nın ebedi Sözü’dür ve sonsuza dek de öyle olacaktır.

Nisa Suresi 4:171’de Hıristiyanlara dinlerinde aşırılığa gitmemeleri ve Allah hakkında gerçek dışında hiçbir şey söylememeleri emredilir. Bununla beraber ele aldığımız bu eşsiz sıfatlara baktığımızda nerede abartı olduğunu görmek zor. Kur’an, İsa Mesih’in tanrısal varlığını reddetmekle birlikte ona atfettiği sıfatlarla, inkâr etmek için çok uğraştığı şeyin ta kendisini teyit etmekten öteye gidemez. Mesih ve Tanrı’nın Oğlu unvanlarının aynı anlama geldiğini daha önce gördük. Tanrı’nın Sözü sıfatı da aynı şekilde Tanrı’nın Oğlu unvanının yerine geçebilir. Hatta bu unvan, Tanrı’nın Sözü tarafında Baba’nın Oğlu ifadesinde olduğu gibi bir itaat ima etmediği için tanrısal varlığı akla getirmek konusunda daha etkilidir.

Allah’ın Ruhu Olarak İsa Mesih
İslam dininde İsa’ya “Tanrı’nın Ruhu”anlamına gelen Ruhullah unvanı verilir. Bu sıfat da aynı bölümden, Nisa Suresi 4:171’den gelir burada İsa, ruhun minhu,yani “O’ndan bir ruh” olarak adlandırılır.Tanrı’nın Sözü’nde olduğu gibi, aynı yapı kullanılır: ruh (ruh), min (-den), hu (o). Bu durumda Kur’an’da bu sıfatı tanımlamamıza faydası olacak bir kanıt buluruz. Aynı anlatım şu surede tekrar görülür:

Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. (Mücâdile Suresi 58:22)

Bunlar Nisa Suresi 4:171’de kullanılanlarla aynı kelimeler: ruhun minhu, “O’ndan bir ruh”. Kur’an’da bu ifadeye başka hiçbir yerde rastlanmaz. Abdullah Yusuf Ali, Kur’an tefsirinde bu ifadenin, Kur’an’da Kutsal Ruh (Ruhulkudüs) için kullanılan ve İslam’da Melek Cebrail’le özdeşleştirilen ifadeden daha güçlü olduğunu söyler. Ali, bu Tanrı’nın Ruhu’nun kudretli melekten daha büyük olduğunu belirtir ve onun “ilahi ruh olduğunu, Tanrı’nın doğasını ve niteliklerini insan diliyle ne kadar tanımlayabiliyorsak onu da ancak o kadar tanımlayabileceğimizi” söyler.

Müfessir farkında olmadan ama çok etkileyici bir şekilde Hıristiyanların onu Kutsal Kitap’tan bildiği haliyle Kutsal Ruh’un kusursuz bir tanımını vermiştir. O, insan dilinde Tanrı’nın kendisi için kullanılandan başka bir terminolojiyle tanımlanamayacak “ilahi ruh”tur. Yine de Kur’an, aynı ifadenin görüldüğü başka bir yerde daha bu ilahi unvanı İsa’ya verir!

Böylece Müslümanlar Nisa Suresi 4:171’de, Mesih ve Tanrı’nın Sözü unvanlarının yaptığı gibi İsa’ya ilahi nitelikler atfeden üçüncü bir unvana daha –Tanrı’nın Ruhu– sahiptir. Bu unvanlar anlamlı bir biçimde Baba’dan gelen ebedi Oğul olarak onun profilini insanoğluna daha kolay ifade etmek amacıyla Kutsal Kitap’ta İsa için kullanılan unvanlarla anlamdaştır.

Kur’an, sözü geçen surede (Nisa 4:171) –ki bir yerinde İsa’nın tanrısallığına bir itiraz içerir (“‘Üçtür!’ demeyin. Allah Vâhid’dir, tek ve biricik ilahtır. Kendisi için bir çocuk olmasından arınmıştır O.”)– paradoksal olarak İsa’ya onun tanrısallığını doğrulayan üç unvan atfeder! O, Tanrı’nın Meshedilmiş Oğlu/Mesih’tir, Tanrı’nın ilahi Sözü’dür ve Tanrı’dan gelen bir Ruh’tur. İsa sadece uygun bir zamanda göreve çağrılan peygamberlerden biri değildi. O, Tanrı’nın mesajıdır, Tanrı’dan geldi, onun ruhu Tanrı’nın Ruhu’nun ta kendisidir.

Aslına bakılırsa Kur’an, ruhun minhu ifadesini kullanarak yalnızca İsa’nın tanrısallığını doğrulamakla kalmaz, Hıristiyanların Üçlü Birlik (Teslis) anlayışını da onaylamış olur! Yusuf Ali bunun kitabın öğrettiği gibi yaratılmış bir ruh değil Tanrı’dan gelen ve Tanrı’yla aynı koşullarda tanımlanması gereken ilahi ruh olduğunu rahatça kabullenir. Kur’an birinde İsa Mesih, birinde de Tanrı’dan gelen (ve inananları destekleyen) Ruh için olmak üzere bu tanımlamayı iki kez kullanır. Üçlü Birlik kavramını bundan daha iyi açıklayan bir tanımı zor bulurdunuz. Mücâdile Suresi 58:22 Tanrı’nın Ruhu’nu, Kutsal Kitap’ta Kutsal Ruh için kullanılanlarla anlamdaş ifadelerle tanımlar ve Nisa Suresi 4:171 aynı ifadelerle açıkça İsa’nın adını verir.

İsa Neden İnsan Olarak Geldi?
İsa Mesih hep Allah’laydı; zamanın başlangıcından önce, dünya yaratıldığında ve hatta ondan da önce. Allah’ın görkemini nasıl biliyor ve hayal edebiliyorsak, O’nun görkemi de öyleydi. “Mesih, dünyamızı ziyaret edecek, ete kemiğe bürünecekti. Dünya yaratılmadan önce kendisine ait olan görkemiyle görünseydi, O’nun mevcudiyetinin ışığına dayanamazdık. Onu, yok olmadan görebilmemiz için görkemini örttü ve ilahi vasfını insanlıkla gizledi.” (Ellen Gould Harmon White, 1. Bölüm, Humble Hero. Nampa, Idaho: Pacific Association, 2009, 8. baskı) Bizim O’nun tanrısal vasfıyla aynı mevcudiyet içinde yaşamamız mümkün değildi. İsa Mesih, insanlara yanaşabilmek için bu dünyaya erkek ve kadına benzer görüntüde geldi. O’nun tanrısallığını örtmesine bir başka örnek de, alevler içinde Musa’ya görünen çalıdır. Yanan çalı, Allah’ı gösteriyordu. Ancak Allah o sırada Musa O’nun huzurunda hayatta kalabilsin diye yanan bir çalıda görünmüştür (Mısır’dan Çıkış 3).
İsa Mesih Bizimle Nasıl Etkileşimde Bulunur?
Tanrı, Adem’le Havva’nın düşüşünden beri bizimle İsa aracılığıyla iletişim kuruyor. Ayrıca o düşüşten beri bizi kurtarmaya da çalışıyor. İsa, bu dünyaya gelmeden önce, bedenlenmemiş Mesih’ti ve Rabbin Meleği olarak görünecekti.

Bunun bir örneği Tevrat’ın ilk kitabında, Yaratılış 16:7-13 arasında görülebilir: “RAB’bin meleği (Hacer’e bir oğul doğuracağını ve adını İsmail koyacağını söylemek için) Hacer’i çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu. Ona, ‘Saray’ın cariyesi Hacer, nereden gelip nereye gidiyorsun?’ diye sordu. Hacer, ‘Hanımım Saray’dan kaçıyorum,’ diye yanıtladı. RAB’bin meleği, ‘Hanımına dön ve ona boyun eğ’ dedi, ‘Senin soyunu öyle çoğaltacağım ki, kimse sayamayacak.’… Hacer, ‘Beni gören Tanrı’yı gerçekten gördüm mü?’ diyerek kendisiyle konuşan RAB’be (Sen beni gören Tanrı’sın anlamına gelen) ‘El-Roi’ adını verdi.”

Bedenlenmemiş Mesih olarak Rabbin Meleği’ne başka bir örnek de Yaratılış 22:11-15 ve Mısır’dan Çıkış 3:2-6 arasında bulunur; her iki örnekte de Allah’tan ayrı olan bu Varlık aynı zamanda tıpkı O’nun gibidir.

İsa Mesih’in Şeceresi/Doğrumu/Kehanetleri
İsa’nın Şeceresi Neden Önemlidir? 

İncil’de Matta ve Luka kitapları İsa Mesih’in şeceresi ve bizim O’na ilişkin anlayışımız konusunda ayrıntıya girer. Bu anlatım, İncil okurları için İsa Mesih’in Mesih, İbrahim ve Davut’un oğlu ve şeytanla aramıza husumet sokacağı vaat edilmiş evlat olduğununun kanıtıdır. Dahası İncil’i okuyarak İsa’nın bu dünya üzerinde insan olarak yaşadığını, Tanrı tarafından etten kemikten yaratıldığını ve mütevazı ve asil bir insan ailesinden geldiğini öğreniriz. İsa’nın şeceresini anlamak, Allah’ın farklı etnik kökenlerden, çevrelerden gelen ve hatta tartışmaya açık davranışları olan insanlar arasından erkekler ve kadınlar vasıtasıyla çalıştığını görmemize yardım eder. (Matta 1:17)

Matta’da İsa’nın Doğumu (Matta 1:18-25)

Matta’da, İsa Mesih’in şeceresinden sonra doğumu ele alınır. İsa’nın Meryem’in oğlu olduğunu biliyoruz ve Meryem, Yusuf’la nişanlıydı, yani daha birlikte olmamışlardı. Bu noktada Yusuf, Meryem’in gebe olduğunu öğrendiğinde çoğu erkeğin yapacağı şeyi yaptı, onun zina yaptığını düşündü ve ayrılmaya niyetlendi. Ancak o sırada Allah’ın bir meleği rüyasında Yusuf’a göründü ve ona moralini bozmamasını çünkü Meryem’in rahmindeki çocuğun başka bir erkekten değil Kutsal Ruh’tan olduğunu anlattı. Melek Yusuf’a bu çocuğun adının İsa olacağını ve O’nun halkını günahlarından kurtaracağını söyledi. (Matta 1:21, Romalılar 7:24-25, Romalılar 8:1) Bu, gerçekleşecek bir kehanetti! “Bundan ötürü Rab’bin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacak.” (Yeşaya 7:14 ve Yeşaya 9:6-7)

İsa Mesih’in tam şeceresi ve doğumunun hikâyesi için Matta 1:1-17, Luka 1:1-2:20’ye bakabilirsiniz.

İsa Mesih’in Doğumu
İsa’nın doğumu zamanımızın en mucizevi ve en önemli olaylarından biridir. İsa’nın doğacağı, dünyaya gelişinden 700 yıl önce haber verilmiştir. “Çünkü bize bir çocuk doğdu, bize bir oğul verildi; ve reislik onun omuzu üzerinde olacak, ve onun adı: Acip Öğütçü, Kadir Allah, Ebediyet Babası, Selâmet Reisi çağırılacaktır. Onu Davudun tahtı üzerinde, ve ülkesi üzerinde, şimdiden ebede kadar hakla ve doğrulukla pekiştirmek ve desteklemek için, reisliğinin ve selâmetin artmasına son olmıyacak. Ordular RABBİNİN gayreti bunu yapacak.” (Yeşaya 9:6-7 Yeni Yaşam Çevirisi)

İsa’nın doğumundaki mucize, Hıristiyanların da Müslümanların da inandığı gibi, bir bakireden dünyaya gelmesiydi.. See Bunun için Kur’an’da Âli İmran Suresi 3:45-47 ve İncil’de Matta 1:18-25’e bakabilirsiniz.

İsa Mesih dünyaya bütün görkemiyle gelmeye niyet etmedi, aksine doğumdan ölüme yaşamı en mütevazı yollardan ifade buldu. Meryem’le Yusuf’un hayvanların tutulduğu bir ahırdan başka kalacak yeri yoktu. İşte o gece Beytlehem’de, bir ahırda, İsa Mesih doğdu. Mesih’in doğumu üzerine daha fazla bilgi için lütfen 4. Bölüm Desire of Ages’a bakın..

İsa’nın Mesih Olarak Gelişi Önceden Bildirilmiş miydi?
İsa Mesih, gelişinden 1000 yıl önce bildirilmişti. Kutsal Kitap, İsa olarak da bilinen Mesih’le ilgili kehanetlerin listesini içerir. Kur’an da İsa’dan Mesih olarak bahseder. Tamamını kapsamamakla birlikte, işte İsa’yla ilgili kehanetlerden oluşan bir liste:

1. Bir bakireden doğacaktı (Bakın Yeşaya 7:14, Matta 1:22-23, Kur’an’da Âli İmran Suresi 3:47))

2. Beytlehem’de dünyaya gelecektiSee (Bakın Mika 5:2, Matta 2:1-6))

3. Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı, Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacaktı(Bakın Yeşaya 9:6-7, Yuhanna 8:58, Yuhanna 10:30))

4. Şifa alametleri gösterecekti (Bakın Yeşaya 35:5-6, Matta 11:4-6, Luka 7:20-23, Kur’an’da Âli İmran Suresi 3:49)

5. O’ndan önce Vaftizci Yahya gelecekti (Bakın Yeşaya 40:3-5, Matta 3:1-3, Markos 1:1-3, Luka 1:76-77, Yuhanna 1:22-23)

6. Tanrı’nın bir kulu olacak, yüceltilecek, bir Kral gibi değil hizmet etmek isteyen alçakgönüllü bir kul gibi görünecekti (Bakın Yeşaya 52:13-53:12, Matta 20:28, Markos 10:45, Yuhanna 12:37-38)

7. 30 gümüş için ihanete uğrayacaktı (Bakın Zekeriya 11:12-13, Matta 26:14-15)

8. Bizim yerimize acı çekecekti, bizim günahlarımız için yaralanacaktı, halkın günahlarını taşıyacak ve bizim günahlarımıza aracılık edecekti, bizim ıstıraplarımızı taşıyacak ve bizim kötülüklerimiz için eziyet çekecekti, bir kuzu gibi kesilmeye götürülecekti, O’nun yediği kamçılarla biz şifa bulacaktık. O infaz edilecekti. (Bakın Yeşaya 52:13-53:12, Daniel 9:26, İbraniler 2:9, Markos 14:24)

Hangi Öğrenci İsa’ya Sırt Çevirdi?
İsa’ya sırt çeviren öğrenci Yahuda İskariot’tu. Yahuda, İsa’yla birlikte yürüdü, O’nun mucizelerine ve kerametlerine tanıklık etti. Ne yazık ki paranın baştan çıkarıcı etkisi imanından daha büyüktü. Matta 26:12-14’te şöyle der: “O sırada Onikiler’den biri –adı Yahuda İskariot olanı– başkâhinlere giderek, ‘O’nu ele verirsem bana ne verirsiniz?’ dedi. Otuz gümüş tartıp ona verdiler.”
Bu olay aynı zamanda Tevrat’ta geçen bir kehanetti::

Mezmur 55:12-14: “Beni aşağılayan bir düşman olsaydı, katlanabilirdim; bana küstahlık eden bir hasım olsaydı, gizlenebilirdim. Ama sensin, bana denk, yoldaşım, yakın arkadaşım. Birlikte tatlı tatlı yarenlik eder, toplulukla Tanrı’nın evine giderdik.”

İsa Mesih’in Benzersizliği
Hem Kutsal Kitap’ta hem de Kur’an’da İsa Mesih’in benzersiz olduğunu görürüz. Kur’an aşağıdakileri doğruladığına göre İsa’nın gerçekten özel bir yanı olmalıdır:

  • Bakireden doğmuştu
  • en yüceltilmiş kadının oğluydu
  • günahsızdı
  • Tanrı’nın sağ yanında olmak üzere göğe yükseltildi
  • yeniden gelecekti
  • Mesih’ti
  • Tanrı’nın Sözü’ydü
  • Tanrı’nın Ruhu’na sahipti

Bütün bu özelliklerin kendisine atfedilmesinin nedeni yine İsa’nın kendisiydi. Normal bir üreme seyri içinde dünyaya gelmiş sıradan bir insan değildi. Evrenin oluşumundan önce gökyüzünde var olduğunu, hatta Şeytan’ın gökten düşüşüne tanık olduğunu öğretti (Luka 10:18).

Gökten indiğini(Yuhanna 6:62)ve Baba’dan çıkıp dünyaya geldiğini ve dünyadan ayrılıp Baba’ya döneceğini öğretti(Yuhanna 16:28).).
Bu nedenle bakire bir kadından dünyaya gelmesi gerekiyordu. Dünyadaki yaşamından önce vardı, gökten dünyaya gelmişti ve insan suretine bürünmüştü. Bu nedenle hayata benzersiz bir başlangıç yapmıştı ve aynı şekilde yaşamı benzersiz bir yoldan sona erecekti. Gökten gelmişti ve oraya dönecekti. Yahudilere söyledikleri İsa’nın kendisiyle diğer bütün insanlar arasında keskin bir ayrım yaptığını gösteriyordu: “İsa onlara, ‘Siz aşağıdansınız, ben yukarıdanım’ dedi. ‘Siz bu dünyadansınız, ben bu dünyadan değilim.’” (Yuhanna 8:23)John 8:23).

İsa, kendisinden önce gelen bütün peygamberlerden farklı ve üstündür. Gerçekten de İsa bütün insanlardan daha büyüktür. Melek Cebrail bunun cevabını Meryem’e şöyle verir:
“O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek… Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek.” ((Luka 1:32, 35)).

Tamam, bütün peygamberlerin bazı özellikleri vardı, ancak İsa’nın benzersizliğinin onun şahsına özel olduğunu görürüz. Bu noktada başka hiçbir peygamberle karşılaştırma yapmak söz konusu değildir. Dünyaya gelişini, hayatının sona erişini ve nihai yazgısını kapsayan bütün bu benzersiz özellikler yalnızca onda bulunur. İsa’nın bu benzersiz özellikleri –görüş birliğiyle– İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğunu destekler.

Müslüman dostlar, sizden kendi kutsal kitabınızın size İsa hakkında öğrettiklerini ciddi bir gözle değerlendirmenizi rica ediyoruz. Ve ayrıca dolaylı anlatımları da göz önünde bulundurun. Eğer İsa gerçekten de Tanrı’nın Oğlu’ysa, insanlık sadece onun varlığında Tanrı’yla uzlaşabilir. Göğün altında insanı kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur(Elçilerin İşleri 4:12).İyi haber şu ki,
Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi – öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun ((Yuhanna 3:16).).

İsa hakkında daha fazla şey keşfetmek istiyorsanız sizi bir sonraki adımı atmaya ve Kutsal Kitap’ı okumaya davet ediyoruz. İlk olarak Yuhanna’nın Kitabı’nın okuyarak başlamak isteyebilirsiniz.

Tek Bir Tanrı Vardır
Üç kişiden oluşan bir Tanrı’ya inanmak, Kutsal Kitap öğretilerinin en iddialı olanlarından biridir. Hıristiyanlık, bu iddiayı ortaya atan dünyadaki tek dindir. Teslis (Baba, Oğul ve Kutsal Ruh) prensibi gerçekten de Hıristiyan inancının ayırt edici özelliği, can alıcı noktasıdır çünkü Tanrı’nın kim olduğu, neye benzediği ve nasıl çalıştığıyla ilgilidir. Hıristiyanlar, Tanrı bilgimizin birincil kaynağı olan Kutsal Kitap’a tanıklığın hakkını vermek için bu prensibin gerekli olduğuna inanır. Tanrı hakkında konuşurken O’nun kullandığı ifadeleri kullanmamız gerekir. Kutsal Kitap’la ilgili kanıtın üç yüzü vardır: (a) Tanrı tektir, (b) birlik içindeki üç ve (c) Tanrı olan üç kişi.

Hıristiyanlık, katı bir tek tanrı inancına sahip (bugün de aynı şekilde) olan antik İbranilerden doğmuştur. Eski Ahit yazarları bu konuyu bazen doğrudan Tanrı’nın ağzından aktarırlar. On Emir şu ilahi açıklamayla başlar: “Seni Mısır’dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın RAB benim. Benden başka tanrın olmayacak.” (Mısır’dan Çıkış 20:2-3) Yasa’nın Tekrarı 6:4 de başlangıçta çok tanrılı bir dünyada ısrarla üzerinde durulan nihai tek tanrı söylemini çerir: “Dinle, ey İsrail! Tanrımız RAB tek RAB’dir.”

Yeni Ahit, Eski Ahit’teki hassasiyetleri devam ettirir, Pavlus (1. Korintliler 8:4) ve Yakup (Yakup 2:19) gibi. Öyleyse, bu tek tanrıcı Yahudilerin ve Hıristiyanların üç kimlikli Tanrı’ya inandıklarını belirtmelerine neden olan neydi? Kutsal Kitap’ın bu üç ilahi kimliğe tanıklığıydı.

Tanrı, kendisinden hem “O” hem de “Biz” diye bahseder. Eski Ahit’te Tanrı’nın isimlerinden birinin (elohim) çoğul hali niceldir: “Kendi suretimizde insan yaratalım.” Burada çoğul hem “Yaratalım” fiiliyle hem de “Kendi suretimiz” ifadesiyle ortaya çıkar (Yaratılış 1:26, 11:7). Yeşaya, bir görüm sırasında Rab’bin sesini duyar: “Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?” (Yeşaya 6:8)

Yaratılış 2:24’te iki ayrı varlığın birleşmesi anlamında erkek ve kadın tek (ehad) beden haline geleceklerdir. Aynı kelimenin Yasa’nın Tekrarı 6:4’te Tanrı için de kullanılması önemlidir. Evlilik ve Tanrı’nın doğası, her ikisi de çoğul bir birlik olarak tanımlanır.

Üç ilahi karakter sıkça birbiriyle bağlantılıdır (Yeşaya 42:1, 61:1, 63:8-11). Melekler Meryem’e çocuğuna kutsal denileceğini çünkü Kutsal Ruh’un onun üzerine ineceğini söyler (Luka 1:35). İsa’nın vaftizinde (Matta 3:16-17) üç ilahi kimlik mevcuttur. İsa, mucizelerini Tanrı’nın Ruhu’nun gücüne bağlar (Matta 12:28). Büyük Görev’in gereği olarak yeni öğrenciler üç kimliğin tekil “adı”yla vaftiz edilir: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh (Matta 28:19).

Bunun güçlü kanıtı Yuhanna’nın vahiy kitabında bulunabilir. İsa şöyle açıklar: Oğul, Baba tarafından gönderilmiştir (14:24), O’ndan çıkıp gelmiştir (16:28). Ruh, Baba tarafından verilir (14:16), Baba tarafından gönderilir (14:26) ve Baba’dan çıkar (15:26). Oğul, Ruh’un gelişi için dua eder (14:16); Baba, Ruh’u, Oğul’un adıyla gönderir (14:26); Oğul, Baba’dan çıkan Ruh’u gönderir (15:26). Ruh’un vaizliği Oğul’un söylediklerini hatırlatarak (14:26), Oğul’a tanıklık ederek (15:26), Oğul’dan duyduğunu söyleyerek ve Oğul’u yücelterek (16:13-14) Oğul’un vaizliğini devam ettirecektir. İsa, O ve Baba’sının Bir olduğu gibi, öğrencilerinin de bir olmaları için dua eder (17:21).

Petrus, Pentikost Günü üç ilahi kimliğin adını verir: “O, Tanrı’nın sağına yüceltilmiş, vaat edilen Kutsal Ruh’u Baba’dan almış ve … bu Ruh’u üzerimize dökmüştür… Her biriniz İsa Mesih’in adıyla vaftiz olsun… ve Kutsal Ruh armağanını alacaksınız.” (Elçilerin İşleri 2:33-38)

Pavlus, Tanrı’nın üçlü doğasından sıkça bahseder ve kurtuluşu Teslis’in üç varlığıyla ilişkilendirir (2. Korintliler 1:21-22). Pavlus’un yazısının biçimi kadar içeriği de onun Romalılara mektubunda geçen inancını anlatır: Tanrı’nın herkes üzerindeki yargısı (1:18, 3:20); Mesih’e inanç yoluyla aklanma (3:21, 8:1); Ruh’a göre yaşam (8:2-30). Pavlus bunları kutsamalarına da dahil eder: “Rab İsa Mesih’in lütfu, Tanrı’nın sevgisi ve Kutsal Ruh’un paydaşlığı hepinizle birlikte olsun.” (2. Korintliler 13:14) Benzer ifadelerden oluşan sözler Petrus ve Yahuda’nın mektuplarında da görülür (1. Petrus 1:1-2; Yahuda 20-21).

Tevrat’ta “Tanrı’nın Oğlu” Doktrini
Birçok Müslüman “Tanrı’nın Oğlu” öğretisinin, başka tanrıları Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’ya ortak koşan Hıristiyanlar tarafından icat edilmiş bir itikat olduğuna ve kaynağının Tevrat olmadığına inanır. Aksine Tevrat, kökü içindeki kutsal ayetlerde bulunan bu doktrinin doğruluğunu ispat eder. Burada bu öğretiyi kanıtlayan ve onaylayan ayetleri paylaşacağız. Bu noktada bu oğulluk vasfının asla, hiçbir şekilde fiziksel bir oğulluk olmadığının vurgulanması gerekir.Zebur’da ve İkinci Mezmur’da şöyle der: “Ey krallar, akıllı olun! Ey dünya önderleri, ders alın! RAB’be korkuyla hizmet edin, titreyerek sevinin. Oğulu öpün ki öfkelenmesin, yoksa izlediğiniz yolda mahvolursunuz. Çünkü öfkesi bir anda alevleniverir. Ne mutlu O’na sığınanlara!” (Mezmur 2:10-12)

Tanrı’nın Sözü’nün, dünya üzerindeki kralları, yargıçları ve insanları sadakatle, şan ve şerefle yaklaşmaya çağırdığı bu Oğul kimdir? Dünyada bütün insanlığın tabi olacağı kadar değerli bir insan var mı? Elbette hiçbir insan bu sorumluluğu taşımaya layık değildir.

Tevrat’ta şöyle yazar: “Kim göklere çıkıp indi? Kim yeli avuçlarında topladı? Suları giysisiyle sarıp sarmalayan kim? Kim belirledi dünyanın sınırlarını? Adı nedir, oğlunun adı nedir, biliyorsan söyle!” (Tevrat, Süleyman’ın Özdeyişleri 30:4) Tanrı’nın Sözü ve Tanrı’nın bilgeliği olan Tanrı’nın Oğlu hakkında yazan Süleyman Peygamber şöyle der:

“RAB yaratma işine başladığında ilk beni yarattı, dünya var olmadan önce, ta başlangıçta, öncesizlikte yerimi aldım. Enginler yokken, suları bol pınarlar yokken doğdum ben. Dağlar daha oluşmadan, tepeler belirmeden, RAB dünyayı, kırları ve dünyadaki toprağın zerresini yaratmadan doğdum. RAB gökleri yerine koyduğunda oradaydım, engin denizleri ufukla çevirdiğinde, bulutları oluşturduğunda, denizin kaynaklarını güçlendirdiğinde, sular buyruğundan öte geçmesinler diye denize sınır çizdiğinde, dünyanın temellerini pekiştirdiğinde, baş mimar olarak O’nun yanındaydım. Gün be gün sevinçle dolup taştım, Huzurunda hep coştum. O’nun dünyası mutluluğum, insanları sevincimdi.” (Tevrat, Süleyman’ın Özdeyişleri 8:22-31)

Tevrat, Peygamber Yeşaya’nın kitabında bize, yaşayan Tanrı’nın Oğlu’nun kimliği hakkında söyledikleriyle O’nunla ilgili her türlü şüpheyi dağıtır: “Bundan ötürü Rab’bin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel (Tanrı bizimledir) koyacak.” (Tevrat, Yeşaya 7:14)

Peygamber Yeşaya, İlahi esinle şöyle söyler: “Çünkü bize bir çocuk doğacak, bize bir oğul verilecek. Yönetim onun omuzlarında olacak. Onun adı Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı, Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacak. Davut’un tahtı ve ülkesi üzerinde egemenlik sürecek. Egemenliğinin ve esenliğinin büyümesi son bulmayacak. Egemenliğini adaletle, doğrulukla kuracak ve sonsuza dek sürdürecek. Her Şeye Egemen RAB’bin gayreti bunu sağlayacak.” (Yeşaya 9:6-7)

Güçlü Tanrı ve Ebedi Baba olarak adlandırıldığına göre, bunca sadakati ve onuru hak eden Oğul kimdir? İsa Mesih (esenliği üzerimize olsun) Tanrı’nın Sözü, “Meryem’in oğlu İsa Mesih, Allah’ın resulü ve kelimesidir. Onu, kendisinden bir ruhla beraber Meryem’e atmıştır” (Nisa Suresi 4:171), gökten inen bir ruhla bir bakireden doğmuştur ve bütün insanlar arasında bir istisna olarak yaratılmış bir varlık değildir.

Tevrat’ın merkezi, Efendimiz İsa Mesih’tir (esenliği üzerimize olsun). Tevrat, İsa Mesih’le ilgili 300’den fazla kehanet içerir. Tevrat’ta O’nun doğumu, yaşamı, kulluğu, mucizeleri, Yahudilerin O’nu reddetmesi, yargılanması, Romalı askerlerin elinde kötü muameleye maruz kalması, çarmıha gerilmesi, ölümü, gömülmesi, mezarda kaldığı süre, görkemli dirilişi ve göğe yükselişiyle ilgili her türlü açık ve kesin ayrıntıyı bulabilirsiniz. Bu kehanetlerin hepsi tam olarak gerçekleşmiştir. Şimdi bu kehanetlerden birini vereceğim:

“Verdiğimiz habere kim inandı? RAB’bin gücü kime açıklandı? O RAB’bin önünde bir fidan gibi, kurak yerdeki kök gibi büyüdü. Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu. Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu. İnsanlarca hor görüldü, yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, ona değer vermedik. Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi, bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi. O baskı görüp eziyet çektiyse de ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını. Acımasızca yargılanıp ölüme götürüldü. Halkımın isyanı ve hak ettiği ceza yüzünden yaşayanlar diyarından atıldı. Onun kuşağından bunu düşünen oldu mu? Şiddete başvurmadığı, ağzından hileli söz çıkmadığı halde, ona kötülerin yanında bir mezar verildi, ama öldüğünde zenginin yanındaydı. Ne var ki, RAB onun ezilmesini uygun gördü, acı çekmesini istedi. Canını suç sunusu olarak sunarsa soyundan gelenleri görecek ve günleri uzayacak. RAB’bin istemi onun aracılığıyla gerçekleşecek. Canını feda ettiği için gördükleriyle hoşnut olacak. Doğru kulum, kendisini kabul eden birçoklarını aklayacak. Çünkü onların suçlarını o üstlendi. Bundan dolayı ona ünlüler arasında bir pay vereceğim, ganimeti güçlülerle paylaşacak. Çünkü canını feda etti, başkaldıranlarla bir sayıldı. Pek çoklarının günahını o üzerine aldı, başkaldıranlar için de yalvardı.” (Yeşaya 53:1-12)

Şimdi, bütün bunlardan sonra, bu yüce doktrinden hâlâ şüphe ediyor musunuz?

Daha Fazla İçerik
İsa’nın Ölümünü Çevreleyen Olayların Kehaneti
Türkçe