“Kutsal Yazılar’ı okumadınız mı? Yaradan başlangıçtan ‘İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı’ ve şöyle dedi: ‘Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.’ Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. O halde Tanrı’nın birleştirdiğini, insan ayırmasın.” (Matta 19:4-6)

Kutsal İncil’de Evlilik
“Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.” (Yaratılış 2:24)

“Suyu kendi sarnıcından, kendi kuyunun kaynağından iç. Pınarların sokakları, akarsuların meydanları mı sulamalı? Yalnız senin olsun onlar, paylaşma yabancılarla. Çeşmen bereketli olsun ve gençken evlendiğin karınla mutlu ol. Sevimli bir geyik, zarif bir ceylan gibi, hep seni doyursun memeleri. Aşkıyla sürekli coş. Oğlum, neden ahlaksız bir kadınla coşasın, neden başka birinin karısını koynuna alasın?” (Süleyman’ın Özdeyişleri 5:15-20)

Kutsal İncil evlilikte seks konusunda olumlu şeyler söyler. “Herkes evliliğe saygı göstersin. Evlilik yatağı günahla lekelenmesin.” (İbraniler 13:4) Tanrı’nın niyeti, evlilikte cinsel ilişkinin eşler arasındaki bağı güçlendirmesiydi. Kutsal İncil bunu öğretir: “‘Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.’ Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. O halde Tanrı’nın birleştirdiğini, insan ayırmasın.” (Matta 19:5-6) Karı ve koca birleşir ve tek beden olur.

Tanrı, evlilik ilişkisinde kusursuz sevgi ve kusursuz uyum olması gerektiğini buyurdu. Karı ve koca, Tanrı’nın onlara yapmalarını buyurduğu gibi, birbirini sevmeye söz verir. Tanrı kendisi Adem’e bir eş verdi. Tanrı “ona uygun bir yardımcı” (Yaratılış 2:18); onun dengi, eşi olmaya uygun, sevgiyle ve şefkatle onunla uyum içinde olabilecek bir yardımcı sağladı. Havva’nın Adem’den alınan bir kaburga kemiğinden yaratılması onun yönetici olarak Adem’i kontrol etmeyeceği anlamına geliyordu, kendisi de ikinci sınıf muamelesi görerek onun altında ezilmeyecek ama eşidi olarak onun yanında duracak, onun tarafından sevilecek ve korunacaktı. Erkeğin bir parçası, onun kemiğinden alınmış kemik ve etinden alınmış et olan Havva onun ikinci benliğiydi; böyle olması bu ilişkide bulunması gereken yakın birliği ve sevgi dolu bağlılığı gösteriyordu.

“Herkes evliliğe saygı göstersin” (İbraniler 13:4); Tanrı’nın insana ilk armağanlarından biriydi ve Düşüş’ten sonra, Adem’in Cennet’in kapısından çıkarken yanında getirdiği iki kurumdan biridir. Bu ilişkideki ilahi prensipler kabul edildiğinde ve onlara uyulduğunda evlilik bir kutsamadır; ırkın saflığını ve mutluluğunu korur, insanın sosyal ihtiyaçlarını giderir; fiziksel, düşünsel ve manevi doğayı yükseltir.

Tanrı, erkekten bir kadın yaptı; ona arkadaş ve can yoldaşı olması, onunla birlik olması, onu neşelendirmesi, cesaretlendirmesi ve mutlu etmesi için; sırası gelince erkek de kadının kuvvetli yardımcısı olacaktı. Kutsal bir amaçla –kocanın bir kadının yüreğinin saf duygulanımlarına erişmesi, kadının kocasının karakterini yumuşatması ve iyileştirmesi ve ona bütünlük kazandırması– evlilik ilişkisine giren herkes, Tanrı’nın onlar için belirlediği amacı yerine getirmiş olur.

Karşılıklı sevgi ve saygı evliliğin gücüdür; Tanrı bir erkek ve bir kadın sonsuza kadar birbirine sımsıkı tutunsun, destek olsun, birbirini neşelendirsin ve cesaretlendirsin diye evlilikte bunu niyet etmiştir.

Doğru İnsanı Bulmak
Bugün internet ağı ve gelişmiş iletişim araçlarıyla üzerinde yaşadığımız dünyada sorulması gereken soru şudur: “Doğru kişiyi nasıl buluruz?” Yozlaşmanın ve tehlikenin olduğu bugünlerde gençler birçok denemeye ve ayartıya maruz kalıyor. Birçoğu tehlikeli bir limana sığınıyor.

Eş seçiminde çok dikkatli olunması gerekir. Evlilik hayatınızın mutlu mu yoksa ahenksiz ve kahır içinde mi geçeceğini dikkatli bir şekilde gözden geçirin. Şu soruların ortaya atılmasına izin verin: Bu birleşme cennet yönünde ilerlememe yardım edecek mi? Tanrı’ya duyduğum sevgiyi büyütecek mi? Bu hayatta fayda sağladığım alanı genişletecek mi? Eğer bu derin düşüncelerin sonucunda herhangi bir sakınca görünmüyorsa o zaman Tanrı korkusu içinde ilerleyin.

Çoğu erkek ve kadın evlilik ilişkisine girerken karar almak için sorulması gereken tek soru birbirlerini sevip sevmemeleriymiş gibi hareket etti. Fakat evlilik ilişkisinde üzerilerine düşen sorumluluğun bundan öte olduğunu fark etmeleri gerekir. Dünyaya gelecek çocuklarının fiziksel sağlığa, zihinsel ve manevi dayanıklılığa sahip olup olmayacağını dikkate almaları gerekir. Ancak çok azı yüce dürtülerle ve kolayca başlarından atamayacakları –toplumun onlardan talepleri vardı, ailelerinin baskısının ağırlığı kefenin yönünü belirleyecekti– soylu kaygılarla hareket etti.

Hayat arkadaşı seçimi, ebeveynlerin ve çocuklarının fiziksel, zihinsel ve ruhsal esenliğini en iyi sağlayacak –hem ebeveynlerin hem de çocukların yakınlarını mesut etmesine ve Yaratıcılarını onurlandırmasına olanak verecek– şekilde yapılmalıdır.

Kişiler genellikle evlilikten önce birbirlerinin alışkanlıklarını ve yaradılışını tanıma fırsatı bulamazlar ve gündelik yaşam söz konusu olduğunda evlendiklerinde adeta iki yabancıdırlar. Birçoğu birbirlerine uygun olmadıklarını çok geç anlar ve birlikteliklerinin sonucu hayat boyu sürecek bir sefalettir. Kadın ve çocuklar çoğunlukla kocanın ve babanın uyuşukluğundan ve yetersizliğinden ya da zararlı alışkanlıklarından mustariptir.

Dünya bugün uyumsuz evliliklerin sonucu olarak mutsuzluk ve günahla doludur. Çoğu durumda karı ve koca yaradılışlarının asla uyuşmayacağını en fazla birkaç ayda fark ederler ve sonuç, sadece cennet sevgisinin ve ahenginin bulunması gereken yer olan evde anlaşmazlığın hüküm sürmesidir. Havadan sudan meseleler üzerine yaşanan çekişmeler yüzünden acı bir ruh hali gelişir. Açık fikir ayrılıkları ve atışmalar yuvaya tarifi güç bir mutsuzluk getirir ve sevgi bağıyla birleşmiş olması gereken insanları birbirinden uzaklaştırır. Binlerce kişi kendilerini, ruhlarını ve bedenlerini bu şekilde mantıksız evliliklerle feda etti ve cehennem azabına götüren yola girdi.

Genç bir kadın yalnızca namuslu, erkeğe yakışan karakter özelliklerine sahip, sebatkâr, bir gayesi olan ve dürüst, Tanrı’yı seven ve O’ndan korkan birini hayat arkadaşı olarak kabul etmeli.

Her kadın, evlenmeyi kabul etmeden önce kaderini birleştireceği erkeğin buna değip değmediğini sorgulamalı. Geçmişi nasıl? Namuslu bir hayat mı yaşamış? İfade ettiği aşk asil, soylu bir karakterden mi geliyor, yoksa sadece duygusal bir zaaftan mı kaynaklanıyor? Kadını mutlu edecek karakter özelliklerine sahip mi? Kadın onun sevgisinde gerçek huzuru ve sevinci bulabilir mi? Kişiliğini korumasına izin verilecek mi, yoksa sağduyusunun ve vicdanının kocasının kontrolü altına girmesi mi gerekecek? … Kadın, en büyük önemi Tanrı’nın isteklerine vererek O’nu onurlandırabilir mi? Beden ve ruh, düşünceler ve amaçlar saflığını ve kutsallığını koruyacak mı? Bu sorular evlilik ilişkisine giren her kadının esenliği üzerinde hayati bir etkiye sahiptir. Huzurlu, mutlu bir birliktelik arzulayan, gelecekte yaşanacak mutsuzluktan ve üzüntüden uzak durmak isteyen kadın duygulanımlarını açığa vurmadan önce sorgulamalıdır: Sevdiğim insanın bir annesi var mı? Bu annenin karakter özelliği nedir? Sevdiğim annesine karşı yükümlülüklerinin farkında mı? Annesinin isteklerine ve mutluluğuna önem veriyor mu? Eğer annesine saygı duymuyor ve onu onurlandırmıyorsa karısına saygı ve sevgi, nezaket ve özen gösterecek midir? Evlilik ilk zamanların büyüsünü kaybettiğinde beni sevmeye devam edecek mi? Hatalarım karşısında sabırlı olacak mı, yoksa eleştirel, baskıcı ve amirane mi davranacak? Gerçek sevgi birçok hatayı görmezden gelecektir; aşk, onları fark etmeyecektir.

Kadınlar sevebilecekleri ve saygı duyabilecekleri kuvvetli ve soylu bir karaktere sahip erkeği isterken bu niteliklerin de sevecenlik ve şefkatle, sabır ve hoşgörüyle harmanlanmaya ihtiyacı vardır. Kadın da kendi sırası geldiğinde neşeli, nazik ve sadık olmalı, bireyselliğini kaybetmeden kendi zevkini mümkün olabildiğince kocasının zevkine uydurmalıdır. Her iki taraf da birbirine karşı sabır ve nezaketi ve evlilik hayatını hoş ve keyifli hale getirecek o yumuşak sevgiyi geliştirmelidir.

Evlilik ve Gerçek Sevgi

Sevgi, Tanrı’dan aldığımız değerli bir armağandır. Saf ve kutsal sevgi bir duygu değil bir prensiptir: “İsa ona şu karşılığı verdi: ‘Tanrın Rabi’bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla seveceksin.’… ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’…” (Matta 22:37-40) Aslında gerçek sevginin harekete geçirdiği insanlar ne akılsızdır ne de kör.

Evlenmeyi aklından geçirenler her duyguyu tartmalı, kaderlerini birleştirmeyi düşündükleri kişinin karakterindeki her gelişimi izlemelidir. Evlilik birliğine giden her adım tevazu, sadelik, samimiyet ve içten bir Tanrı’yı memnun etme ve onurlandırma amacı taşımalıdır. Evlilik hem bu dünyada hem de gelecek dünyada ölümden sonraki hayatı etkiler. Samimi bir inanlı, Tanrı’nın onaylamayacağı hiçbir plan yapmayacaktır.

Evlilik birliğinizde duygulanımlarınız birbirinizin mutluluğuna tabi olmalıdır. İki kişi de birbirinin mutluluğuna hizmet etmelidir. Tanrı’nın sizden istediği budur. Ancak tek vücut olmak üzere birbirine uyum sağlarken iki tarafın da kendi bireyselliğini diğerinin bireyselliğinde yitirmemesi gerekir. Sizin bireyliğinizin sahibi Tanrı’dır.

Gerçek sevgi yüce ve kutsal bir prensiptir, dürtünün uyandırdığı ve ciddi bir sınama karşısında birden bitiveren sevgiden karakter olarak tamamen farklıdır. Anne baba evindeki göreve sadakat yoluyla gençler kendilerini kendi yuvalarına hazırlamalıdır. Özverili davranmayı ve sevecenlik, nezaket ve anlayış göstermeyi orada öğrenmeleri gerekir. Sevgi bu yolla kalpteki sıcaklığını koruyacaktır. Evlilik, sevginin sonu değil, başlangıcı olacaktır.

Daha Fazla İçerik
Seher’in Hikâyesi
Türkçe