Her yıl Ramazan ayında, dünyanın her yerinde Müslümanlar belli bir tarzda oruç tutar. Gelenekler bu ay içinde Tanrı’nın Müslümanlara mükâfatlarını ikiye katlama fırsatı verdiğini, bu sayede Cennet’e gitme ihtimalinin çok daha büyük olacağını öğretir. Müslümanlar geçmiş günahları için Tanrı’dan af diler, başka övgüye layık davranışlarda bulunurlar. Bir Müslüman’dan Tanrı’yı hoşnut etmek için elinden gelen her türlü iyilik, ibadet, bağış, oruç ve benzeri her faaliyet beklenir. İslami öğretiye göre bütün Tanrı insanları; İbrahim, Musa, Davut ve İsa oruç tutmuştur. Hıristiyanlar oruç tutar mı? Kutsal Kitap’ta oruca bakış nasıldır? Bunu unutan Kur’an şöyle der: “Ey iman sahipleri! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.” (Bakara Suresi 2:183) 

Birçok Hıristiyan oruç tutar ama Müslümanların tuttuğu veya gösterdiği şekilde değil. İsa’nın vaizliğinin başlangıcını anmak ve O’nun ıstırabını ve dirilişini kutlamaya hazırlanmak için bazıları her sene 40 gün oruç tutar. Bununla birlikte, bu âdet Tanrı tarafından verilmiş bir yasa değildir ve ayrıca İsa’nın her sene 40 gün oruç tuttuğunu gösteren bir kayıt yoktur, bunu sadece bir kez yapmıştır. İsa’nın takipçilerine böyle bir orucu tavsiye ettiğini gösteren bir kayıt da mevcut değildir.

Kutsal Kitap’ta oruç yeni girişimlere hazırlığın, pişmanlık ve ricanın ve Tanrı’nın yardımını arayan ibadete hazırlığın bir ifadesidir (1. Samuel 31:13, 1. Krallar 21:27, 2. Samuel 12:16). Geçmişte oruç kişisel nedenlerle (Mezmur 25:13), felaket karşısında ulusal bir eylem olarak (Yoel 2:15) ya da düzenli bir ayinsel kutlama olarak (Zekeriya 8:19) uygulanmıştır.

Oruç normalde Tanrı’ya bağımlılığı göstermek için yiyecekten uzak durmayı ve O’nun iradesine teslim olmayı gerektirir. Eski Ahit zamanlarında büyük oruç Kefaret Günü’ne özgüydü (Levililer 16:29-34), bütün ay tutulan oruç âdeti hükme bağlanmadan önce Medine’de eskiden Müslümanlar da bu oruca uyardı. 

Tanrı, İsa Peygamber aracılığıyla oruçla ilgili son derece düşündürücü bir mesaj verdi: “Bana her gün danışıyor, yollarımı öğrenmekten zevk duyuyorlarmış! Doğru davranan, Tanrısı’nın buyruğundan ayrılmayan bir ulusmuş gibi… Benden adil yargılar diliyor, bana yaklaşmaktan zevk alıyorlarmış. Diyorlar ki, ‘Oruç tuttuğumuzu neden görmüyor, isteklerimizi denetlediğimizi neden farketmiyorsun?’ Bakın, oruç tuttuğunuz gün keyfinize bakıyor, işçilerinizi eziyorsunuz. Orucunuz kavgayla, çekişmeyle, şiddetli yumruklaşmayla bitiyor. Bugünkü gibi oruç tutmakla sesinizi yükseklere duyuramazsınız. İstediğim oruç bu mu sanıyorsunuz? İnsanın isteklerini denetlemesi gereken gün böyle mi olmalı? Kamış gibi baş eğip çul ve kül üzerine mi oturmalı? Siz buna mı oruç, RAB’bi hoşnut eden gün diyorsunuz? Benim istediğim oruç, haksız yere zincire, boyunduruğa vurulanları salıvermek, ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak, her türlü boyunduruğu kırmak değil mi? Yiyeceğinizi açla paylaşmak değil mi? Barınaksız yoksulları evinize alır, çıplak gördüğünüzü giydirir, yakınlarınızdan yardımınızı esirgemezseniz, ışığınız tan gibi ağaracak, çabucak şifa bulacaksınız. Doğruluğunuz önünüzden gidecek, RAB’bin yüceliği artçınız olacak. O zaman yardım çağrılarınızı RAB yanıtlayacak, feryat ettiğinizde, ‘İşte buradayım,’ diyecek. Eğer boyunduruğa, başkalarını suçlamaya, kötücül konuşmalara son verirseniz, açlar uğruna kendinizi feda eder, yoksulların gereksinimini karşılarsanız, ışığınız karanlıkta parlayacak, karanlığınız öğlen gibi ışıyacak. RAB her zaman size yol gösterecek, kurak topraklarda sizi doyurup güçlendirecek. İyi sulanmış bahçe gibi, tükenmez su kaynağı gibi olacaksınız.” (Yeşaya 58:2-11)

Yeni Ahit’te ibadetle oruç tutmaya ve yemeği paylaşmaya düzenli olarak riayet edilirdi. Kilise liderleri misyonerleri ve ihtiyarları seçerken oruç tutardı (Elçilerin İşleri 9:9, 13:2-3, 14:23).

Bu kelimelerle aynı doğrultuda, İsa, orucu doğal disiplin olarak kabul etti. İncil, O’nun vaizliği başlamadan önce, Musa ve İlyas’ın hareketine benzer şekilde oruç tuttuğundan bahseder (Matta 4:2, Mısır’dan Çıkış 24:18, 1. Krallar 19:8). Öyle görünüyor ki Vaftizci Yahya’nın ve Ferisilerin öğrencilerinin aksine, vaizliği sırasında İsa’nın yardımcıları ya da havarileri sık oruç tutmuyordu (Markos 2:18-19). Çünkü Mesih güvey olarak hâlâ onlarla birlikte olduğu için kutlama halindeydiler. Bununla birlikte İsa, kendisinin ayrılışından sonra ve geri dönünceye kadar oruç tutacaklarını belirtti (Matta 9:14-17, Markos 2:18-22, Luka 5:33-39).

İnsanların nasıl oruç tuttuğunu göre İsa, şöyle nasihat etti: “Oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın. Öyle ki, insanlara değil, gizlide olan Babanız’a oruçlu görünesiniz. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.” (Matta 6:16-18)

Daha Fazla İçerik
Audio
Türkçe