Nebile’nin Hikâyesi

Karanlıkta yaşıyordum. Ne yöne gideceğimi bilemiyordum. Kaybolmuş durumdaydım. Her gece kafam karmakarışık bir halde yatağa giriyor ve uyuyuncaya dek ağlıyordum.

Hıristiyanlığın uygulamada bilinmediği bir yer olan Kuzeybatı Afrika’da, katı Müslüman bir ülkede yaşıyorum. Babamla boşanmalarından sonra annem Hıristiyan misyonerlerle arkadaş oldu ve annemle birlikte onlarla Kutsal Kitap üzerinde çalışmaya başladık. Müslüman babam bunu öğrendiğinde beni annemden alarak kendi evine götürdü. Oradaki yeni hayatımdan nefret ediyordum, büyük bir bunalıma düştüm.

Bir gece annem bir kiliseye yakın yaşamakla ilgili bir rüya gördü. Bunun Tanrı’dan gelen bir mesaj olduğuna inanarak rüyasındakine benzeyen bir kilise aramaya başladı ve bulduğunda da oraya taşındı. Orada ancak Tanrı’nın ayarlayabileceği bir dizi olay sonucunda bir evangelist olan İbrahim’le tanışan annem onunla Kutsal Kitap çalışmaya başladı. Kutsal Ruh annemin yüreğine dokundu ve annem İsa Mesih’e inanmaya başladı.

Bundan sonra annem bir rüya daha gördü, bu seferki komşulara ekmek vermekle ilgiliydi. Annem rüyayı yeni inancını başkalarıyla paylaşmak için çağrı olarak değerlendirdi ve vaftiz olmaya karar verdi. Kendi halkı arasında İsa Mesih’e inanan ilk insan oldu.

Bu sırada ben hâlâ babamla yaşıyordum ve depresyonum ağırlaşmıştı. Annemi ziyaret ettiğimde beni solgun ve zayıflamış gördüğü için hasta olduğumu düşünüyordu. Ona hep endişelenmemesini söyledim. Benimle birlikte dua etti ama Şeytan beni Kutsal Kitap’tan uzak tutabilmek için elinden geleni ardına koymadı.

Bir gün, artık daha fazla dayanamadım. Deli gibi ağlamaya başladım ve anneme artık babamla kalamayacağımı söyledim. Kendimi yalnız ve terk edilmiş hissediyordum. Annem beni rahatlattı ve birlikte dua ettik. O odadan çıktıktan sonra ben kendi başıma dua ettim. Tanrı’dan bana yardım etmesini, bu büyük üzüntü ve karmaşayı ortadan kaldırmasını istedim.

İçim sevinçle doldu. Tanrı bir mucize yaratmıştı!

Ertesi sabah hafiflemiş bir yürek ve yüzümde bir tebessümle uyandım. Açıklayamadığım bir sevincin etkisi altındaydım. Tanrı’nın dualarımızı cevaplayan, yaşayan bir Tanrı olduğunu anlamıştım. Bu deneyim beni İbrahim’le İncil çalışmalarına başlamaya teşvik etti. Mucizevi bir şekilde babam da dört ay annemle kalmama izin verdi.

Nihayet babamın yanına dönmem gereken gün gelip çattı ama ben artık daha güvenli ve huzurluydum, İsa’nın benimle olduğunu biliyordum. Birkaç ay sonra bir komşu ülkede vaftiz oldum. İsa Mesih’te çok büyük bir ailenin (ümmet) parçası olduğumu fark etmeye başlıyorum. Annem ve ben, Tanrı’nın hayatlarımız üzerinde çalışmayı bitirmediğini biliyoruz.

Daha Fazla İçerik
Abdel Mesih’in Hikâyesi
Türkçe